Ana Sayfa............................... Profilim............................... Arşiv

Gebelikte şeker yükleme testi yaptırın

ANKARA - Ayvaz, ''Ancak, birinci derece yakınında şeker hastalığı, açıklanamayan gebelik kaybı ve gebelik öncesi obezitesi bulunan, önceki gebeliklerinde şeker sorunu yaşayanlar, şeker hastalığının gelişimi açısından daha yakın takip edilmelidir'' uyarısında bulundu.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Göksun Ayvaz, gebeiğin, hem bebek hem de anne açısından sorunsuz geçirilmesi gereken bir dönem olduğunu söyledi.

Gebelik sürecinde fetusun ihtiyaçlarının karşılanması ve gelişiminin devam ettirilebilmesi için annede pek çok hormonal değişiklik olduğunu anlatan Ayvaz, sağlıklı bir kadının bu süreçteki hormonal değişikliklerden olumsuz etkilenmediğini, ancak belli risk grubundakilerin bu duruma yeteri kadar adapte olamaması durumunda, hem kendileri hem de bebekleri için sorunlar yaşayabildiğini bildirdi.

Gebelik süresince bebeğin glukoz ihtiyacının karşılanması amacıyla anne vücudunda insülin direnci oluşturulduğunu, sağlıklı bir gebelik sonrasında bu durumun kendiliğinden düzeldiğini belirten Ayvaz, bunun gebelik sırasında da tedavi gerektirmediğini kaydetti.

TANIYI KESİNLEŞTİRMEK ÖNEMLİ    
''Şeker hastalığının tespiti için gebeliğin 24-28. haftalarında glukoz yüklemesiyle test yapılmasında fayda var. Ancak, birinci derece yakınında şeker hastalığı, açıklanamayan gebelik kaybı ve gebelik öncesi obezitesi bulunan, önceki gebeliklerinde şeker sorunu yaşayan, gebelik haftalarına göre iri bebek doğuran, polikistik over sendromu hastalığı tanısı almış olanlar, şeker hastalığının gelişimi açısından daha yakın takip edilmelidir.

Bu gebelere şeker yükleme testi daha erken dönemde yapılmalı, test gerekli hallerde belli süre sonra tekrarlanmalıdır. Bu yükleme testi sonrasında gerekli hastalarda tanıyı kesinleştirmek amacı ile daha ayrıntılı şeker yükleme testleri planlanmalıdır. Tanı kesinleştirildikten sonra, bu gebelere kilolarına göre düzenlenmiş, ana besin öğelerini gebeliğe göre uygun oranlarda içeren bir diyet ve uygun egzersiz önerilmelidir. Kan şekeri kontrolü sağlanamadığı durumlarda, diyet ve egzersize ek olarak insüline başlanmalıdır.''

Gebelerde kan şekeri kontrolünde normal diyabetiklerden farklı olarak, tokluğun birinci saatindeki kan şekerine özellikle dikkat edilmesi gereğine dikkati çeken Ayvaz, bu kişilere kan şekeri ölçümüyle ilgili eğitim verilmesinin önemine işaret etti.

HASTALIK AÇISINDAN RİSKLİ GRUP
Kan şekeri kontrolünün yeteri kadar sağlanamadığı durumlarda, iri bebek gelişimi olduğunu, doğum sırasında omuz sıkışması gibi ölü doğumlara bile neden olabilecek ciddi sorunlar bekleyen bu bebeklerin, ilerleyen yıllarda da şeker ve kalp hastalıklarıyla baş etmek zorunda kalabileceklerini söyledi.

Gebelikte meydana gelen şeker hastalığının, gebeliğin sonlanmasından sonra düzeldiğini belirten Ayvaz, ''Ancak bu hastalar sonraki yıllarında şeker hastalığının gelişmesi açısından risk altındadır. Gebelik sonrası altıncı haftada mutlaka şeker yükleme testiyle tekrar değerlendirilmelidirler'' uyarısını dile getirdi.
         
GEBELİKTE EN UYGUN ŞEKER TEDAVİSİ
Tip-1 ya da tip-2 diyabeti olan kadınların gebeliklerinin planlanması gerektiğini vurgulayan Ayvaz, bu kişilerde gebelik öncesinden başlayan sıkı kan şekeri düzeninin sağlanmasında yarar bulunduğunu kaydetti.

Ayvaz, ''Aksi halde anne karnındaki bebek, organlarının gelişme döneminde anneden gelen yüksek glukoz değerlerine maruz kalır. Bu bebeklerde kalp ve kemik rahatsızlıkları, kromozom bozuklukları gelişebilir'' diye konuştu. Bu hastalara hamilelik öncesinde gebelikte de uygun olan insülin tiplerine, hatta gerekiyorsa uygun hipertansiyon tedavilerine başlanması gerektiğini ifade eden Ayvaz, şunları kaydetti:

''Gebelikte uygun olan tedavi, 'çoklu insülin enjeksiyonu' olarak adlandırılan, günde 4 kez uygulanan insülin rejimidir. Kan şekeri kontrolü sağlanamayan hastalarda, ayarlanmış dozlarda vücuda devamlı insülin veren 'insülin pompası' olarak adlandırılan tedavi uygulanabilir. Bu kişiler, mevcut şeker hastalığının göz ve böbreğe zararları açısından da incelenmeli, gebeliklerinde de göz ve böbrek hastalıkları yönünden yakın takip edilmelidir.''

Blog Widget by LinkWithin

7/9/2009, Kategori: Anne Bebek Hamilelik : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaþýna Gönder!

FERİDUN KUNAKIN ÇOCUKLARDA BOY UZAMASI İÇİN ÖNERİLERİ




Başlığımız çocuklar üzerine, ama, bu önerileri yetişkinler de rahatlıkla uygulayabililer. Çünkü, yetişkinlerde kemik erimesini önleme açısından, bu öneriler oldukça fayda sağlıyor. Feridun Kunak’ın önerileri ;
* Öncelikli kural, çocukların beslenmesine dikkat etmek.
* Kahvaltıyı, her sabah düzenli olarak mutlaka yaptırın.
* Kahvaltı sofrasında, süt, peynir, yoğurt, yumurta,zeytin  gibi yiyecekleri mutlaka bulundurun.
* Küçük yaşlardan itibaren yeşil yapraklı sebzeleri yemeyi, çocuklarınıza öğretin.
* Eğer, beslenme ile ilgili sıkıntısı olmasığı halde, çocuklarınızın boyu,yaşıtlarına göre daha kısa ise, o halde, kalsiyum, magnezyum, ve çinko içeren doğal tabletlerden kullanabilirsiniz.
*Boy uzaması için, beslenme kadar, egzersizlerin de önemi büyüktür. Çocuklarınızın, parmaklarının ucunda yükselerek, uzanabildiği kadar yuları uzanmasını sağlayın.
* Basket oynar gibi, yukarı doğru zıplaması gerekir. Ayrıca, 50 şer defa sağ ve sol kolları yukarı kaldırıp, mümkün olduğunca, yukaru uzanmalarını sağlayın.
* Evde uygun bir yerede, arfiks hareketlerini yapmalarını sağlayabilirsiniz.
* Hanımlar, sigaradan uzak durun. Sigara içen hanımlarda, kemik erimesi riski içmeyen hanımlara göre oldukça fazla ve sigara içenlerin 5 yıl daha erken menapoza girdiği, yapılan atraştırmalar sonucu kanıtlanmış.
* Egzersizler sırasında, mutlaka çocğunuzun yanında bulunun ki, ters bir hareket yaparak kendinie zarar vermesini önleyebilesiniz.

Blog Widget by LinkWithin

13/8/2009, Kategori: Anne Bebek Hamilelik : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaþýna Gönder!

Gündüz yorulan çocuk, gece çabuk uyuyor

ARİS - Auckland Üniversitesi'nden Edwin Mitchell ve ekibi, ölçüm cihazıyla 7 yaşındaki 591 çocuğun hareketlerini inceledi.

Araştırmada, çocukların uykuya ortalama 26 dakikada daldıkları, daha çabuk uyuyanların hareketli çocuklar olduğu görüldü.

Hareketsiz geçen her saatin çocuğun uykuya dalma süresini 3 dakika uzattığını vurgulayan bilim adamları ayrıca, iyi uyuyamayan çocuğun okulda daha fazla güçlük çektiğini belirterek, bu çocukların aşırı kilolu olma riskinin de daha fazla olduğunu kaydettiler.

beveynlerin yüzde 16'sının okul çağındaki çocuklarının uykuya dalmada güçlük çektiğinden yakındığı vurgulanırken, hareketin yalnızca aşırı kilolu olmamak ve kalp damar sağlığı için değil uyku için de önemli olduğu ifade edildi.

Araştırma, ''Archives of Disease in Childhood'' dergisinde yayımlandı.

Blog Widget by LinkWithin

24/7/2009, Kategori: Anne Bebek Hamilelik : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaþýna Gönder!

<- : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->

Bu sitede yer alan yazıların tümü, bilgi edinmek isteyen ziyaretçiler için hazırlanmıştır.
Bu bilgiler, hiç bir zaman hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır.
Yazılar, sadece yazarların bilgilerini, deneyimlerini ve fikirlerini aktarmaktadır.
Doktorunuza danışmadan her hangi bir saglık uygulaması yapmayınız.

Sitedeki fotoğraflar ve yazılar, internetten ve çeşitli yayınlardan derlenmiştir, sadece gösteri amaçlı olarak sergilenmektedirler, telif hakları, sahiplerine aittir.

Kadınlar İçin

kadin, diyet, kadın sağlığı, astroloji, makyaj, gebelik, hamilelik, güzellik, kadinlar, cinsellik, cinsel yaşam, moda, magazin, ev dekor, lazer epilasyon

KİMDEN